19.08.2017

TÜRK İNTERNET MEDYASININ EN ÇOK ZİYARET EDİLEN SİTELERİNDEN BİRİ OLAN "kodadimedya" USTA GAZETECİ UĞUR DÜNDAR HAKKINDA BİR ANALİZ YAYINLADI. İŞTE O ANALİZ:


UĞUR DÜNDAR VE ONUN GİBİLERİN HAKKINI VERMEK..


Uğur mumcu "düştükten" sonra Araştırmacı Gazeteci sıfatını taşıyan ya da taşımaya aday haberci bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az kaldı.. Çünkü, Uğur mumcu örnekti.. Hem de baş örnek.. Hain bir pusu da onu yok ettiler.. "Araştırmacı gazeteci olarak geride kim kaldı?" diyerek şöyle bir düşünün.. Aklınıza Uğur Dündar ve Emin Çölaşan gelecektir.. Peki toplum, geride kalan Emin Çölaşan, Uğur Dündar'ın da gibi kişilerin hakkın veriyor mu? Veriyor, toplum onları seviyor.. Çünkü, onları dürüstlük timsali olarak görüyor..

İşte bu yüzden zaman zaman bu kişiler çamur kampanyasının ortasında kalıyorlar.. Ancak, o çamur deryasından tertemiz çıkıyorlar.. Bu sefer de toplum onları, daha çok bağrına basıyor..

Bu gelişim, çamur atanları ise çileden çıkarmaya yetiyor..

Bir düşünün Hangi gazeteciler kelle koltukta görev yapıyor..

Bir Uğur Dündar'ı düşünün tüm yaşamını hırsızları, arsızlara, uğursuzlara karşı savaşa adamış..

Bir Emin Çölaşan.. Keza, o da öyle..

Ya da kelimelerin efendisi Bekir Çoşkun.. Kaleminin kırıyor ama asla satmıyor ve doğruları yazmaktan çekinmiyor..

Arsızları, uğursuzları, halk düşmanlarını, vatan hainlerinin ne mal olduklarını nasıl öğrenecektik..

Söyler misiniz, ne kadar kaldı bu insanlardan..

Oysa, çalıştıkları kurumlarda kaç defa "YALNIZLARI" oynadılar.. Doğruları yazdıkları için...

Hatta, çalıştıkları kurumun MARKALARI olan bu kişiler, kaç defa "YENMEK" istendi.. Hal da istenmiyor mu?

Bazen gelecek adına korkmak lazım.. Çocuklar ve torunlarımız için.. Neden, bir elin parmakları kadar az kalan bu insanlar toplum önüne, -ki son olarak Emin Çölaşan'a yapıldı- linç edilmek için iftira kampanyasıyla ortaya atıldılar.. yok edilmek istendiler..

Şimdi oturduğunuz koltuğa şöyle bir yaslanın ve çouğunuza "dürüstlük, ahlak ve erdem" gibi kavramları öğretmeye çalışırken, örnek vermek gerekirse aklınıza hangi isimler gelecektir.. İyi düşünün, Elbette ki Uğur Dündar, elbette ki Emin Çölaşan, elbette ki Bekir Çoşkun..

Üstelik hergün kelle koltukta görev yapmak..!! Kolay mı sanıyorsunuz..?!!

AB fonlarından aldıkları nemalarla haber yapanların çokluğunu düşünerseniz medyanın da bu gidişle yavaş yavaş "Düştüğünü" anlayacaksınız..

Peki o zaman ne yapmalı?

Gerçekleri her zaman halktan saklamamalı ve olup bitenleri halka doğru olarak duyurmalıdır..

O zaman vatandaş kimin ne mal olduğu çok daha iyi anlayacaktır..

Oysa TV haber merkezleri ve Gazeteler ne yapıyorlar, "gruplarının" ticari çıkarları uğruna bazı haberleri görmüyor veya kısmı görüyor ya da hiç alakası olmayan bir yeriniden yakalayarak o kısmı baylığa çıkırtıyor..

Böylece, dostlar alış-verişte görüyor arkadaşları..!!

"Haberi görmedin" dediğinizde "gördüm" diyor.. "Benim için bu kısmı önemliylidi. Bu bir editöryal bakış açısıdır" diyorlar..!!

Bu koskoca bir YALANDIR..!! Hem de kuyruklu yalan..

Burada magazin haberlerinden ya da 3. sayfa haberlerinden bahsetmiyoruz.. Burada "acıtacak" ekonomik, siyasi, toplumsal haberlerden bahsediyoruz..

Tüm çıplaklığıyla bu haberi vermek, siyasilere, özellikle Hükümete karşı veya reklam verene karşı vermek adamda biraz YÜREK olmasını gerektirir..

Elbette, Türkiye'de medya bağımsız değildir.. Patronlar medya dışında onlarca iş yaptığı için hem siyasi iktidara, hem muhalefete hem de reklam verenlere muhtaçtır..

Siyasiler ve reklam verenler bunu çok iyi bildiği içindir de medyanın "taşşakları" her zaman onların elindedir...

Konumuza dönmek gerekirse, Uğur Dündar ve onun gibiler "kaç kişiydi, kaç kişi kaldı şurda.."

Kolay da yetişmiyor bu insanlar..

Diyelim ki Uğur Dündar, Emin Çölaşan ve Bekir Çoşkun diye birileri yoktu.. Ne olurdu?

İlk akla gelenler:

Örneğin, toplum suçukların içine at, eşek, vs vs vs şeyler konulduğunu belki de bilmeyecek ve afiyetle yemeye devam edecektin.. Dolayısıyla büyük firmaların itibarı artamayacaktı..

O haberler, büyük firmaların aynı zamanda Türkiye için MARKALAŞMASINI da sağladı..

Halk, ne idüğü belirsiz ürünleri almadı..

İki, genç kızların nasıl tuzağa düşürülüp, seks kölesi yapldığını öğrenemeyecektik..

Üç, din sömürücülerin okuyup üfleyerek kadınlara neler yaptığını ve onların üzerinden muazzam paralar kazandığını bilmeyecektirk. Söyleseler de inanmayacaktık..

Daha onlarca örnek verebilirsiniz.

Yine Uğur dündar olmasaydı, onu örnek alan gençler birçok genç şimdi haber programı yapmıyorlardı.. Onları kim yarattı..!!

Birçoğu aynı dürüstlükle topluma örnek olmaya çalışıyor..

Keza Emin Çölaşan öyle..

Bekir Çoşkun olmasaydı gerçekleri göremeyecektik..

Ve kolay da yetişmiyorlar bunlar..

Bostan değil ki Türkiye, karpuz misali, koyup yetiştirelim...

Bu yüzden Emin Çölaşan'ı, Uğur Dündar'ı, Bekir çoşkun'u hatta son dönemde yıldızı parlayan Yılmaz Özdil'i kimseye yedirmeyiz..

Yedirecek de değiliz..

Çocuklarımıza örnek gösterecek birkaç isim var nasıl olsa.. Onlar..

Unutulmamalıdır ki, "dürüstler ahlaksızlardan daha cesaretli olup ön plana çıkmadıkça yavaş yavaş eriyip gitmeye mahkumuz"..

Bu yüzden bu insanların "Hakkını vermek gerekiyor hakkını..!!" (Cem yılmaz'ın kulakları cınlasın)

Bu konuda aslında yüzlerce sayfalık kitaplar, araştırmalar yapılabilir.. Biz kısa kestik.. Yolunuz açık olsun ey dürüst insanlar..

Yaşasın dürüstlük..

Yaşasın Ahlak, erdem, onur, namus gibi kavramları yüreklerinde taşıyanlar..

Yaşasın Demokrasi..

Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti..

Yaşasın İyi İnsanlar...

Kahrolsun kötüler..!!

www.kodadimedya.com
26 Haziran 2006