18.10.2017

Uğur Dündar'dan kendisini yoketmek isteyenlere inanılmaz bir insanlık dersi!

KAYNAKwww.medyafaresi.com

Gazeteci Emin Çölaşan'ın yeni kitabında yazdığı kadın siyasetçinin çıplak fotoğrafları konusunda Uğur Dündar da bir anısını kaleme aldı. İşte Dündar'ın kaleminden olayın öyküsü...

Emin Çölaşan"ın son kitabında sözünü ettiği kadın siyasetçinin, belden yukarısını çıplak gösteren fotoğrafları, o dönemde birçok gazeteci gibi, bana da gönderildi. Bana gönderilmesinin nedeni, kadın siyasetçi ve eşine ait olduğu öne sürülen gazete ve televizyon kanalında sürekli olarak şahsıma ve aileme yönelik iftiralar atılmasıydı. Gönderenler benim kızgınlıkla bu fotoğraflara balıklama atlayıp, hemen kullanacağımı düşünmüş olmalıydılar!… Yine o dönemde, devletin birçok kurumu (Maliye, istihbarat vs.) üzerime geliyor ve kamu görevlileri aldıkları emirlerle açığımı arıyorlardı. Bir belge bulunamayınca, bu kez kovulmam için patronum Aydın Doğan" a büyük baskılar yapılmaya başlandı. Aydın Bey bunu kabul etmeyince, o sırada gazeteler için düşündüğü 500 milyon dolarlık bir promosyon için şu koşulu öne sürdüler:

"Uğur Dündar ve Emin Çölaşan"ı kontrol altında tut, biz de sana bu kampanyayı yaptıralım!..Dikkat et, kov demiyoruz, sadece kontrol etmeni istiyoruz!…"

Aydın bey bu çirkin teklifi reddetti. Onlar da promosyonu yaptırmadılar. Bu nedenle Aydın Bey bana hala "Uğur bana maliyetin 500 milyon dolardır, sakın unutma!" diye takılır! Susurluk Davası"nda hüküm giyen özel harekat polislerinden Ayhan Çarkın, yine o süreçte birilerinin kendilerinden öldürülmemi istediğini, ancak Abdullah Çatlı"nın bunu kabul etmediğini, yıllar sonra Arena programında milyonlarca seyircinin gözünün içine bakarak itiraf etti. Ben de dehşet içinde kalarak, ölümün eşiğinden nasıl döndüğümü öğrenmiş oldum!.. Ama tüm bu dayanılmaz zulme karşın, bırakın siyasetçiyi, kim olursa olsun, bir kadının sağlık nedeniyle doktorda çekildikten sonra Hipokrat yeminine ihanet edilerek piyasaya kalleşçe sürülmüş fotoğraflarını yayınlayacak biri değildim. Fotoğrafın bana gönderildiği günlerde ziyaretime gelen Emin Çölaşan"a da "Bak Emin, bizi yok etmek istediler ama, ben bu fotoğrafı asla kullanmayacağım!" dedim ve çok geçmeden yırtıp attım. İlk kez bir gerçeği daha açıklayayım: O kadın siyasetçinin erkek çocuklarından birine kötü niyetliler tarafından, uyuşturucu tuzağı kurulmuştu. Biz kabul etmiş olsak, uyuştrucu partisinde görüntüleyip vereceklerdi. Bunu öğrenir öğrenmez, dönemin İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu ile Emniyet Müdürü Necdet Menzir"i arayarak, durumdan haberdar ettim ve annesinin siyasetçi olması nedeniyle hedef seçilen masum gencin tuzağa düşmesini engelledim. Sanırım bu çabamdan, bana her türlü zumlu yapan, iftiralar yağdıran o kadın siyasetçi ile eşinin hala haberi yoktur. Bunları şunun için anlatıyorum: Biz gazeteciler, bize en büyük kötülükleri yapanlara karşı bile duygularımızla hareket etme hakkına sahip değiliz. Şimdi geriye dönüp bakıyorum da, neredeyse gelmiş geçmiş tüm iktidarların hışmına uğramışım. Suçum neymiş? Her dönemde halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmet etmekten asla vazgeçmemişim.. Peki ne yapmamışım? İftira, kişilik haklarına saldırı, manipülasyon, tetikçilik, yalan dolan… Bir de… Evet, evet…Bir de YALAKALIK yapmamışım!. Anladınız mı şimdi iftiraların, namus ve şerefimize hayasızca saldırıların gerçek nedenini?

UĞUR DÜNDAR