21.11.2017

TURKTIME.COM YAZARI ERSİN TOKGÖZ'DEN ÇARPICI BİR ANALİZ

Korkulu Rüya

Ersin Tokgöz


10/18/2006

Çünkü Ufuk Güldemir için Babıali demek, Uğur Dündar demektir.
Çünkü Ufuk Güldemir’in gördüğü en korkulu rüya, Show TV’de yollarının kesişmesi ve Güldemir’in ifadesiyle Dündar tarafından “ayağına basılmasıyla” hep Uğur Dündar olmuştur.
Güldemir’in hiçbir analitik derinliği bulunmayan temcit pilavı tadındaki “O, televizyoncu ama gazeteci değil” şeklinde birkaç argümandan ileri gidemeyen ve sürekli kendini tekrar eden “analizleri”, artık sadece komik bir avuntu halini almıştır.
Daha önceki bir yazımda “Güldemir’in artık sadece bir acıma figürü” olduğunu belirtmiştim. Ama sanırım eklemek gerekiyor: Artı olarak Güldemir, bir komedi figürüdür.
Tamam, birilerini sevmeyebilirsiniz. Zamanında yollarınız da çakışmıştır. Hatta zedelenen egonuz, sizi abartılı bir düşmanlık krizine de sokmuştur. Ama kamuoyunun gözü önünde bir iş yapıyorsanız ve muhatabınızı belli kriterlere dayamaya çalışarak eleştiriyorsanız, en azından attığınız taşın ürküttüğünüz kurbağaya değmesi gerekir.
Eğer ısrarla ıskalıyorsanız,
Iskaladıkça taşlıyorsanız,
Taşladıkça hırsınız öfkeye dönüşüp bu zavallı devinimlerinizi daha sert, daha sık yineliyorsanız ve yineledikçe çuvallıyorsanız…
Tüm o yorgunluğunuz içinde sadece komik duruma düşersiniz.
Kurbağayı sevmeseniz bile eğer en azından kendinize karşı biraz hoşgörülüyseniz, kurbağayı kaçırdığınızı kabul etmelisiniz.
Etmiyor musunuz? O zaman Ufuk Güldemir’e bakın.
Ne diyor o çok yaman analizinde; Güya Türk Milleti Uğur Dündar’ın Başbakan ile yaptığı röportajdan sonra ''yazıklar olsun bu medyaya'' diye basına küfretmiş. Evet, bu şekilde küfredenler var her zaman, özellikle “Asparagasların Şahı” Habertürk’ü izler ve okurken…
Güya ''Bu mu şerefli Türk Basını?'' diye fakslar yollanmış. Tamam, benzer serzenişleri hep işittik. Ama özellikle ciddi pozları altında kişisel hesap görmelere koskoca bir kanalı kurban ederken, Habertürk’ü izlerken…
Güya, Habertürk'den başka hiç bir medya kurumu bu konuyu gündeme getirip de gazetecilik mesleğinin şerefine sahip çıkamamış. Ah, neden söz konusu Dündar olduğu zaman “gazeteciliğin şerefi” bir anda geçer akçe oluyor? Keşke “şeref” bu kadar iyi satan bir kavram olmasaydı.
Ve o bildik monolog: “Adam yıllardır herkesi ''gazeteciyim'' diye aldatıyor ve Habertürk dışında kimse bu konunun üstüne gitmeye cesaret edemiyor. Habertürk, bağımsızlığı ile artık Babıali'nin namusu ve vicdanı…” imiş. Habertürk’ün (Yani Güldemir’in) Babıali anlayışını ve bu vicdanın ne zaman ve ne şekilde harekete geçtiğini başta yazmıştım. Ne kadar da genel geçer bir duruş değil mi?
Aslında daha fazla uzatmaya gerek yok. Herkes Güldemir’in “Yaşasın serbest piyasa, yaşasın serbest düşünce” çığlıklarını atarken nasıl bir “serbest düşünce” kastettiğini çok iyi biliyor. İşte bu yüzden, bu büyüklük pozlarını izlerken artık dudaklarıyla da değil, başka taraflarıyla gülüyor.
Yazık, bir zamanların parlak gazetecilerinin düşüşünü an be an izlemek, çırpındıkça battığını görmek ve “dur” diyememek ne kadar da üzücü.
Ne diyelim, geçmiş olsun.