25.05.2017
UĞUR DÜNDAR TURKTIME.COM YAZARI ERSİN TOKGÖZ'E ÇARPICI AÇIKLAMALAR YAPTI. İŞTE O RÖPORTAJ:


TURKTIME - ERSİN TOKGÖZ

10/13/2006

Ufuk Güldemir eleştirdi, O hep sustu. Medya peşinden koştu, O konuşmadı. Ve sonunda suskunluğunu Turktime yazarı Ersin Tokgöz’e bozdu. Ufuk Güldemir ve Uğur Dündar kavgasının gerçek nedeni, meslek yaşamında karşılaştığı zorluklar, internet gazeteciliğinin geleceği, özel yaşamı ve daha önce hiçbir yerde yapılmamış açıklamalarıyla İşte Uğur Dündar:

TURKTİME: “Araştırmacı Gazeteciliği” Türk kamuoyu sizinle tanıdı, birçok takipçiniz oldu ve siz şimdi yeni bir kavramı, “Soruşturmacı Gazeteciliği” literatüre soktunuz. Öncelikle sormak istiyoruz, bu iki kavram arasında nasıl bir fark var?

UĞUR DÜNDAR : “Soruşturmacı Gazetecilik” benden çok kadim dostum ve değerli iletişim uzmanı Prof. Dr. Haluk Şahin”in dilimize yerleştirdiği bir tanımlama. Bunu da “her haber araştırma ürünüdür, ama soruşturmacı gazetecilik, araştırılmış, doğruluğu kanıtlanmış bir haberin ardındaki gerçekleri, olguları ortaya çıkarmayı amaçlar!”diyerek açıklıyor. Masamda gördüğünüz bu uluslar arası, “Uluslararası Organ Mafyası” dosyamızla kazandığımız bir ödüldür. Ödülü veren saygın kuruluşun adı “ICIJ-International Consortiuim OF Investigative Journalists” Açılımı da Uluslararası Soruşturmacı Gazeteciler Konsorsiyumu…

TURKTİME: Peki neden soruşturmacı gazetecilik? Bu tercih neden? UĞUR DÜNDAR: Soru ilginç ve bir o kadar da önemli. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, gelişmeyi engelleyen en önemli prangalardan biri, yolsuzluklardır… Soruşturmacı gazeteciler de güç odaklarının yolsuzlukları örtme çabalarına karşın, toplumun gerçekleri öğrenme hakkı ve basın özgürlüğünden aldıkları güçle, bunları örten örtüyü kaldırıp, altındaki gerçeği kamuoyuna göstermeye çalışırlar. Bu çaba, gazeteci için çok tehlikeli bir süreci başlatır. Çünkü yolsuzluk odakları, tüm güçleriyle gazeteciyi etkisiz hale getirmek isterler. Bu amaçla her türlü yöntem kullanılır. Başaramazlarsa o gazeteciyi yok etmeyi bile düşünürler…

TURKTİME: Siz neler çektiniz peki?
UĞUR DÜNDAR: Geçmişte bir siyasetçi karı-kocadan çektiğimi bir Allah bilir bir de ben… Evimizin helikopterden çekilmiş fotoğrafını tetikçilik amacıyla çıkarttıkları gazeteye göbekten bastılar, ayrıntılı güzergah verdiler, hatta camların kurşun geçirip geçirmediğini, kamera olup olmadığını bile yazdılar. Yani çok net biçimde hedef gösterdiler. Sanki şirketim varmış gibi üzerime devletin hesap uzmanlarını göndererek vergi kaçağı aradılar. Oysa ben resmi belgelere imza atarak kaynağında vergilendirilen biçimde para kazanan bir basın çalışanıyım… Bu yetmedi, istihbarat görevlilerini peşime taktılar. Bir açığımı bulamayınca da son çare olarak hayatımı Susurluk Çetesi’yle bağlantılı kişilere havale ettiler…

TURKTİME: Sadece onlar mı?
UĞUR DÜNDAR: Tabii ki hayır. Başkalarından da neler çektim neler… Beyaz Enerji Operasyonu sırasında jandarmanın fezlekesini yayınladım diye, hapse atılmadığım kaldı. O fezlekede adı geçen siyasetçi yakınlarının husumeti nedeniyle yaklaşık iki sene süreyle mesleğimi yapamadım. Sözde meslektaşlardan, yani tetikçilerden gelen iftiralar ve inanılmaz saldırılar da işin cabası… Özetle yaşadıklarımın bir benzerine ancak korku filmlerinde rastlanılabilir. Bunları yakında çıkaracağım bir kitapta, ayrıntılarıyla yazıp genç kuşaklarla paylaşacağım…

TURKTİME: Laf “meslektaşlar”dan açılmışken, özellikle bir meslektaşınız, Sayın Ufuk Güldemir, sık sık sizi eleştiriyor. Sayın Güldemir’in size karşı bu tavrı neden kaynaklanıyor? Bilemediğimiz bir unsur mu var? Güldemir sıradan bir gazeteci değil.
UĞUR DÜNDAR: Meslek hayatım boyunca hiç kimse hakkında kin, nefret ve husumet duygularının esiri olarak haber yapmadım. Ufuk Güldemir ile tanışıklığımız çok eskiye dayanır. Ünal İnanç vasıtasıyla tanışmıştık. O sırada TRT’nin bir haberimi sansürlemesi nedeniyle, bir daha televizyonculuk mesleğini yapmamayı göze alarak, TRT’den ayrılmıştım. Sonra Sayın Erol Simavi ve Çetin Emeç’in çağrısıyla Hürriyet’te çalışmaya başlayınca, haber ve röportaj gereği birkaç kez Amerika’ya gittim. Ufuk o sırada Cumhuriyet’in Washington temsilciliğini yapıyordu. Hatta bir keresinde Ufuk’la Washington”da uzun uzun görüştük. Bana çok yardımcı oldu ve saygıda kusur etmedi.

TURKTİME: Ama şimdi eleştiri sınırlarını zorlamada kusur etmiyor… Bir nedeni olmalı?.. Niye eleştirsin ki?
UĞUR DÜNDAR: Devam ediyorum, Yıllar sonra Ufuk’la yollarımız Show TV’de kesişti. Biz Arena’yı yapıyorduk, o da Haber Merkezini yönetiyordu. Yine çok saygılıydı. Sık sık bültene davet eder, gazetecililiğime değer verdiğini söyleyerek görüşlerimi kamuoyuna yansıtırdı. Her şey birgün Aydın Özdalga’nın gelip, “Bu adam bizim görüntülerimizi kullanıyor ama hiçbir şekilde bizden aldığını belirtmiyor” şikayetinde bulunması ve benim de Aydın’ın yanında tavır almamla başladı. Daha sonra da giderek bana düşman oldu.…

TURKTİME: Sayın Güldemir hakkındaki suskunluğunuz rahatsız olmasından mı kaynaklanıyor?
UĞUR DÜNDAR: Ufuk Güldemir şu sıralar ağır bir hastalıkla mücadele ediyor. Böyle bir durumda karşınızdaki düşmanınız bile olsa, kötü düşünemezsiniz. Beynim ve vicdanım bunu söylüyor… Onun hakkında söyleyebileceğim tek şey “Allah Şifasını versin…” demek olacaktır. Evet Allah şifasını versin ve bir an önce iyileşsin... Şu aşamada ona verilecek en güzel yanıtın, hiç cevap vermemek olduğuna inanıyorum…

TURKTİME: Peki sert yazılarını sürdürürse?
UĞUR DÜNDAR: Tabii ki her zaman olduğu gibi yine yargıya başvururum. Zaten şimdiye kadar üç kez mahkum oldu. Ve son kaleme aldığı satırlarla bardağı taşırdı, kendisi hakkında hem tazminat hem de cezai dava için avukatıma talimat verdim. Sabrın bir sonu var. İzninizle Ufuk Güldemir hakkındaki diğer sorularınıza da bu nedenle cevap vermeyeyim.

TURKTİME: Bir demokrat duruşu da var ama Sayın Güldemir’in..
UĞUR DÜNDAR: Onun demokratlığı, özgür basıncılığı sadece kendisine yonttuğu sürece geçerlidir. Her şey bizde bilgileriyle, belgeleriyle mevcut.

TURKTİME: Mehmet Ali Önel örneğinde olduğu gibi sizin yanınızda yetişenler önemli yerlere geldiler ama siz “bakın benim öğrencilerime” demediniz. Peki, “Babıali’yi dölleme” polemiği hakkında ne düşünüyorsunuz?
UĞUR DÜNDAR: Mehmet Ali Önel, Ertan Turhan, Gökhan Bektaş, Suat kozluklu ve daha niceleri… Bunlar ARENA okulundan yetişmiş, başarılarıyla övündüğüm kardeşlerimdir. Çoğunu üniversitede öğrenciyken gidip mülakatla bizzat kendim seçtim. İşte yetiştiler ve tümü ekranda yer sahibi… Ne mutlu bana ki, şu anda televizyonlarda soruşturmacı gazetecilik adına yapılan tüm çabalar, benim yetiştirdiğim kardeşlerim tarafından sergileniyor. Gerçekten ne mutlu bana…

TURKTİME: Biraz da sizi yakından tanımak istiyoruz. Bir gününüz nasıl geçiyor?
UĞUR DÜNDAR: Açıkçası çok sade bir yaşamım var. Eşim ve üç çocuğum benim her şeyim. Bu nedenle hayatım haberin zorunlu kıldığı seyahatlerin dışında, genellikle evimle işim arasında geçiyor. Aile yaşamına çok önem veriyorum. Kokteyllere, davetlere pek gitmem, çünkü sıkılırım. Kir bulaşmaması için de sıkacağım elleri seçerim. Hayatımda hiç beleşçilik yoktur. Çünkü gazeteci özgürlüğüm benim için her şey demektir. Örneğin 40 yıla yaklaşan meslek hayatımda yaptığım televizyon programlarının hiçbirinde, göğsüme giysi firması adı yazdırmadım. Elbiselerimi cebimden harcayarak diktirdim.Özgürlüğümü iki metre beze kiralamadım. Onurumu zedele