24.06.2017

Hakkı Devrim Usta, "Başbakan Röportajı"nın analizini yaptı


İki yakışıklının sohbeti

Hakkı Devrim - Radikal, 18/10/2006

Köşekadısı dediğimiz, keşfettiği gerçeklerden okurlarını da haberdar etmek isteyen biri değildir. Eski deyişle, «mahz-ı hakikat tebşir etmek» («Halis, katıksız gerçekleri müjdelemek») gibi bir iddiası yoktur, olamaz. Gerçeklerden, doğrulardan önce ve fazla bir olayın, bir kişinin, bir davranışın onun bulunduğu yerden nasıl göründüğünü ifadeye çalışır.
Arada, «Gerçeğe gel gerçeğe!» pazarlaması yapan olur, ama ciddiye alınmaz. Uğur Dündar'ın Başbakan Tayyip Erdoğan'la mülakatını dinledim (CNN Türk, 16 ekim). Tam yaşlarını bilmiyorum, ama üç aşağı beş yukarı benim çocuklarımın akranlarıdır (derken bir not düşmem gerekiyor: Uğur da maşallah ne kadar genç görünüyor değil mi?).
Her neyse! Boylu boslu, iki yakışıklı adam. Birbirlerine sevgiyle bakmaları da cabası. Görüntüde fazla kilo tatsızlığından eser yok. İkisi de kendinden emin, yaptıkları işten memnun görünüyorlar.
Sualleri cevapları dinledim dinlemesine. Notlar da aldım. Ama sonradan fark ettim ben daha çok, bu ikiliyi seyretmişim.
Uğur, muhatabını tedirgin etmeyen bir gazetecidir, sorgular havaya hiç girmeden, aslında güç sualleri güleryüzle, cevap vermekte sıkıntı çekmeyeceğinizi biliyorum ifadesiyle sorar. Cevabı dikkatle değerlendirip, eksik kalan yanını tamamlatmayı da ihmal etmez.
Başbakan Erdoğan ile benim (vaktiyle bir telefon konuşması dışında) hiç temasımız olmadığı halde, iyi geçinen önemli bir yanımız var. Ana dilini doğru dürüst ve hakkını vererek konuşan (nadir desem haksızlık mı olur, haydi) seyrek siyasetçilerimizdendir Tayyip Bey. Bilirsiniz ya, ben de buna çok önem veririm.
Evet, mesleklerinin baş aracına, yani diline hükmedebilen siyasetçi ile gazeteci karşı karşıya geçmişler, ben de evde, her zamanki koltuğuma kurulmuş onları dinliyorum. Bu birliktelikten hazzettiğim için, önce bunu söyleyeyim istedim.
Ben Erdoğan'ı başbakan olarak, iki kere sanırım Fatih Altaylı'yla gördüm ekranda; Uğur'la olan hatırladığım üçüncü başbaşa sohbetti. Ben onu bir televizyon sohbetine çağırdığımda belediye başkanıydı, gelemedi. Gelse niyetim onunla daha çok kendisini konuşmaktı. Son mülakattan ben, Tayyip Erdoğan'ın insan yanı hakkında ne öğrendim diye düşündüm de Uğur Dündar'ın o alana pek girmediğini gördüm. Sert değilim, olmak da istemem, diyor. Yakınlarım aksi görüştedir. Beni munis bulurlar. Bak bak bak! Munis bilinirmiş. Sadece olaylar karşısında sertmiş.
Bir gün önce Sabah gazetesinde nobran ünlülerin dökümü vardı. En başta Hülya Avşar ile Tayyip Erdoğan.
Ben çok önce, siyasette parlayan iki nobran yıldızdan söz etmiştim. Mesut Yılmaz ile Tayyip Erdoğan'dan. Bu bahsi bizzat kendisiyle birlikte eşelemekten kendimi alamazdım.
Ama, biliyorum; bu yüzden iyi mülakatçı olamadığımı biliyorum. Doğru ve başarılı olan Uğur'un tarzıdır.
Güzeldi doğrusu.
Başbakan bu vesileyle (Eminim bu mülakat çok dinlenmiştir) şehit ailelerinin gönlünü alarak bir yanlışını da düzeltti. İyi etti!


***************