11.12.2017
GAZETECİLİK İLE MÜFETTİŞLİK BİR TUTULMAZ!
Yeni Sayfa 1

GAZETECİLİK İLE MÜFETTİŞLİK BİR TUTULAMAZ!

Konya Numune Hastanesi haberimizi dayandırdığımız, "Dr. Tütüncü Raporu" belgesinin gerçekliğini Sağlık Bakanlığı Müfettişleri de ortaya koydu. Resmi belge "Dr. Tütüncü Raporuna" aksi ispatlanıncaya dek geçerliliğine itibar ederek "Görünürdeki Gerçekliği Haberleştirmek" evrensel gazeteciliğin ve basın özgürlüğünün temel kuralıdır. Aksi halde gazeteciliği müfettişlik ile bir tutarak, haberin ancak, olayın maddi gerçekliği saptandıktan sonra verilebileceğini kabul etmek, haber verme hakkını sınırlandırmaktan başkaca bir anlam taşımadığı gibi demokrasilerin habercilik anlayışı da değildir.

ŞÜPHESİZ, ÖZÜR DİLEMESİ GEREKENLER, EVRENSEL GAZETECİLİK MESLEK VE AHLAK İLKELERİNE RAĞMEN UĞUR DÜNDAR’I VE ARENA’YI YALAN HABERLE SUÇLAYANLARDIR.

Sağlık Bakanlığı Müfettişlerinin Konya Numune Hastanesi’nde tamamladıkları soruşturmanın sonuçları haberimizi dayandırdığımız Dr. Celal Tütüncü raporunun gerçek bir rapor olduğunu ortaya koydu. Dr. Celal Tütüncü raporunun sahte olmadığı böylelikle bir kez daha anlaşılmış oluyordu. Dr. Tütüncü raporu, uydurulmamış, türetilmemişti. Resmi bir rapordu ve içeriği itibarıyla de, “Kadın radyologların erkek hastanın testis ultrasonunu çekmediğini, 21 saatlik gecikme nedeniyle de hasta testisini kaybettiği” gerçeğine yer veriyordu. Yine, Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin raporuna göre, Başhekim Op. Dr. Rıza Sarıbabıçcı’nın, Dr. Tütüncü’nün “Skandalı Belgeleyen Raporu” bir ay süre ile işleme koymayarak ört bas etmeye çalıştığı da, böylelikle bir kez daha ve üstelik Sağlık Bakanlığı müfettişleri eliyle ortaya çıkmış oluyordu. Dr. Tütüncü’nün raporu, belgelediği olgunun doğruluğunun kanıtıydı ve aynı raporun içeriğinin doğru olmadığı müfettiş incelemesi sonuçlanıncaya kadar da geçerli kabul edilmeyi gerektiriyordu.

DR. TÜTÜNCÜ’NÜN RAPORU, BELGELEDİĞİ OLGUNUN DOĞRULUĞUNUN KANITI OLARAK AKSİ İSPATLANINCAYA KADAR DA HER HABERCİ İÇİN GEÇERLİ KABUL EDİLMEYİ GEREKTİRİR.


Tüm bunlara rağmen, Sağlık Bakanlığı Müfettişlerinin raporları sonrasında başlatılan maksatlı tartışmalar da gazeteciliği müfettişlik ile bir tutarak, haberimizi dayandırdığımız rapora niçin güvendiğimizi sorgulamak isteyenlere hukukun ve gazeteciliğin evrensel ölçütlerinden yola çıkarak ışık tutmak istiyoruz.

GAZETECİLİK İLE MÜFETTİŞLİK BİR TUTULAMAZ...


Evrensel gazetecilik ölçütlerine göre, habercilikte, basın özgürlüğünün kullanılmasında bir olayın gerçek olup olmadığının değerlendirilmesinde “Olayların bütün ayrıntılarıyla basın tarafından bilinemeyeceği gerçeğini Yargıtay dahi göz ardı etmez iken”, “Meslektaşlarımızın” haberimizi dayandırdığımız rapora güven duymayarak, ayrıca araştırmamız gerektiğinden bahsetmelerini anlamak oldukça güç.

Yine evrensel gazetecilik ölçütlerinde ve demokrasilerde haberci için gerçekliğin, verilen habere konu olan içeriğin, haber verildiği sırada olayla ilgili durumuna uygunluk anlamına geldiği tüm meslektaşlarımızca gayet iyi bilinmelidir.

Haberin ancak, olayın maddi gerçekliği saptandıktan sonra verilebileceğini kabul etmek, haber verme hakkını sınırlandırmaktan başkaca bir anlam taşımadığı gibi zaten demokrasilerin habercilik anlayışı da değildir.

Zira maddi gerçeğin ortaya çıkması zaman alır. Gazeteci de maddi gerçeği araştırmak ve ortaya çıkarmak görevi ile yükümlü değildir. Böyle bir görevin gazeteciye yüklenmesi, onun, demokratik denetim mekanizmasının bir parçası olarak, kamu yararı gerekleri doğrultusunda, kamunun bilgilenmesi, uyarılması görevini aşan bir yükümlülüğün yüklenmesi anlamını taşır. Sadece, “Haber Objektifliği”, gerçek durumun ortaya çıkması halinde bu gerçeğin de kamuya duyurulmasını icap ettirir. Bu açıdan önemli olan bir olayın doğması ve varlığı halinde haberin bu iddiaya uygun bir biçimde verilmesidir. Nitekim haberimizde yapılan da budur; “Kadın radyologların erkek hastanın testis ultrasonunu çekmediği, 21 saatlik gecikme nedeniyle de hasta testisini kaybettiği” iddialarına yer veren gerçek resmi bir rapor, raporda yer alan iddialara uygun bir biçimde haber olarak kıymetlendirilmiş ve haberleştirilmiştir. Tüm bu süreç, evrensel haber ölçütlerinde ve dünyanın neresinde olursa olsun haber olarak kıymetlendirileceği gibi Arena tarafından da haber olarak kıymetlendirilmiştir.

GAZETECİLİK, AYNI ZAMANDA “KAMUSAL BİR GÖREV OLARAK” SORUMLULUK GEREKTİRİR.

Öte yandan, olaya ilişkin soruşturmalarını tamamlayan Sağlık Bakanlığı Müfettişleri tarafından hazırlanan raporda yer verilen tespitlerde, görünürdeki gerçeğin haber yapılmasında kamu yararı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kamuoyunu bilgilendirilmenin, gazeteciliğin, aynı zamanda “kamusal bir görev” olduğu gerçeği de dikkate alındığında görünürdeki gerçekliği haber yapmanın değil “haber yapmamanın” kınanması ve tartışılması gerektiği de yine aynı açıklıkta ortadadır.

Kaldı ki, konu ile ilgili haberin, olay günündeki koşullara göre gerçek olaylara dayandığı da yine her türlü tartışmadan uzak, açıkça ortadadır. Çünkü haber gerçek olaylara dayanılarak yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı müfettişlerince, haberden sonra görünürdeki gerçekliğin, göründüğünden farklı olduğunun ortaya çıkması, nihayetinde evrensel habercilik ölçütlerine göre yapılan haberin görünürdeki gerçekliğini ve objektifliğini ortadan kaldırmaz. Çünkü haberin gerçekliğine, objektifliğine ilişkin yapılacak değerlendirme, yayın tarihindeki olgulara göre değerlendirilir.

Dolayısıyla, basın açısından gerçeklik, nispi gerçekliktir; başka bir ifadeyle haberin yayımlandığı günün koşulları ve imkânları çerçevesinde gerçek olmasıdır. Haberin yapılmasından sonra olaya ilişkin soruşturması sonucunda Sağlık Bakanlığı müfettişlerinin; verecekleri hiç bir karar, yapılan haberi gerçeğe, ahlaka yahut hukuka aykırı kılmaz. Kaldı ki, söz konusu haber, daha sonra Sağlık Bakanlığı Müfettişlerinin de tamamlamış oldukları soruşturma sonuçlarından anlaşılacağı üzere, nispi gerçekliğin ötesinde maddi gerçeğe de uygun olarak hazırlanmıştır

Bu halde hiç şüphesiz, özür dilemesi gerekenlerin, Uğur Dündar ve Arena ekibi yerine, evrensel gazetecilik meslek ve ahlak ilkelerine rağmen Uğur Dündar’ı ve Arena’yı yalan haberle, asparagas ile suçlayanlar olduğu ortadadır.